MAKALELER

Değer Artık Payı Alacağı Nedir?

Eşler evlilikleri boyunca her türlü mal alımı, korunması, bakımı, idamesi ve iyileştirilmesinde gerekli masrafları birlikte yaparlar. Günlük hayatta sıklıkla karşılaşılmakla birlikte, eşlerin karşılıklı dayanışma ve yardımlaşmaya dayanan birlikteliklerinde, edinilen malın kimin malvarlığında bulunduğu önemsenmez ve bilinmez. Hatta evliliğin sürekli devam edeceği düşüncesiyle, maddi olayların gündeme gelmesi, eşler arasındaki huzur ve güven ortamını bozarak ilişkileri zedeler. Bu sebeple eşlerin her ne kadar birbirlerinden ayrı ve bağımsız malvarlıkları olsa da evlilik boyunca eşler birlikte harcama yapar, birlikte malvarlığı edinirler. Bunun sonucu olarak, eşlerin evlilik süresince malvarlıkları arasında sürekli kaymalar meydana gelir ve mal rejiminin sona ermesiyle hangi eşin, hangi malı edindiği veya edinilen mala ne kadar katkıda bulunduğu bilinmez 94 . Evlilik birliği devam ederken eşler tarafından çok üzerinde durulmayan bu mesele, mal rejiminin sona ermesiyle sorun sahası teşkil etmeye başlar. 743 sayılı mülga Medeni Kanun’da yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimi kabul edilmekteydi. Mal ayrılığı rejiminde, eşlerin birbirlerinin malvarlığına yaptığı değerler için kanun koyucu tarafından herhangi bir hüküm düzenlenmemişti. Uygulama safhasında ise bu hakkaniyetten uzak durumu bertaraf etmek amacıyla, öğretideki görüş ve uygulamalar ile mal rejimi süresince diğer eşin mal edinimine katkıda bulunan eşe, katkı payı alacağı altında bir tazminat ödenmesi gerektiği hususunda fikir birliğine varılmıştı 95 . Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimiyle, eşlerin evlilik birliği kapsamında yaptıkları maddi ve manevi katkıların bir karşılığı olarak her eşin, diğer eşin artık değeri üzerinde bir alacak hakkına sahip olması kabul görmüştür Yasal mal rejimi tasfiyesinde, evlilik birliğinin doğası gereği eşler arasındaki dayanışma ve yardımlaşmaya bağlı olarak, eşlerin yapmış olduğu hukuki işlemler neticesinde ortaya çıkan alacaklardan biri de “değer artış payı alacağıdır”. Bu alacak yasal mal rejimine özgü bir alacaktır. Eşlerin arasındaki alacak ilişkisi eğer mal rejiminden kaynaklanıyorsa, alacaklar tasfiye anında muaccel olacaktır. Ayrıca TMK. m.227’nin düzenlemesinden açıkça anlaşıldığı üzere değer artış payı alacağı “tasfiye sırasında” talep edilebilir bir hak olarak düzenlenmiştir 97 . Değer artış payı, eşlerin evlilik yükümlülüklerinin gereği olağan katkıları aşan maddi ve iş gücü (emek vb.) katkılarının değerlendirilmesi gerekliliğinden doğmuştur 98 . Bu olağan katkıyı aşan değerin, katılma alacağından farklı olarak talep eden eş tarafından ispatı gerekmektedir 99 . Bu ispat tasfiye anında gündeme gelecektir 100 . Bu husus TMK. m.227’de şu şekilde düzenlenmiştir. “Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın

katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. (2) Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. (3) Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.” Hükme göre değer artış payı, eşlerin edinilmiş mallara katılma rejimi süresince birbirlerinin malvarlığı edinmesine, iyileştirmesine veya korumasına yaptıkları katkı sebebiyle, tasfiye anında o malda meydana gelen artış oranında talep edebilecekleri bir alacak hakkıdır. Katkıya dayanan bu alacak hakkının miktar yönünden hesaplanma şekli de hüküm kapsamında düzenlenmiştir. Ayrıca alacak hakkı konusu malın daha önceden elden çıkmış olması durumunda, diğer eşe ödenecek alacak miktarını hâkim hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler hukuki işlem özgürlüğü kapsamında değer artış payı almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilirler 101 . Değer artış payı, negatif bir değer çıkması durumunda başlangıçtaki nominal katkı korunur. Bu değer artış payının katılma alacağından ayrılan en önemli yönüdür. Şöyle ki, eşin başlangıçta yaptığı katkı, kanun koyucu tarafından garanti altına alınmıştır. Bu yapılan katkı evlilik sürecinde değişken bir yapı izlemektedir. Eğer katkıda bulunulan malın değeri artmışsa, tasfiye anında hesaplanacak olan değer de artacaktır. Fakat katkıda bulunulan malın değeri azalırsa, eşi bu değer kaybından koruyarak, başlangıçta yapılan katkının nominal değerini değer artış payı olarak garanti etmiştir. Bu yönüyle eşin evlilik sürecinde diğer eşe yapacağı katkılarda onu koruyarak, evlilik birliğindeki güven duygusunu zedelememeyi amaç edinmiştir 102 . Örneğin, eşlerden (A)’ya 400.00 TL değerinde bir taşınmazın miras kaldığını düşünelim. Yaşamayı planladıkları bu taşınmaz için tadilat ve bakım masrafları adı altında diğer eş (B) tarafından 100.000 TL değerinde katkıda bulunmuş olsun. Tasfiye anında ev 250.000 TL değer artışı göstererek 750.000 TL olduğu farz edildiğinde; diğer eş (B)’nin katkı oranı 1/5 ve değer artış hissesi (250.000/5) 50.000 TL, değer artış payı ise (ilk katkı+ değer artış hissesi) 150.000 TL olacaktır. Eğer evin değeri tasfiye anında 750.000 TL değil 300.000 TL olsaydı, burada diğer eş (B) açısından bir hak kaybı olmayacak, (B)’nin değer artış payı azalmayacak ve eşin başlangıçta yaptığı katkı korunarak 100.000 TL değer artış payı hesaplanacaktır. Kanun koyucu burada katkı yapan eşi yani (B)’yi koruyarak başlangıçta yaptığı katkıyı geri vermeyi garanti etmiştir.

Değer artış payının, tasfiye anında değil, mal rejimi sürerken hesap edilip ödenmesi halinde, eşler arasında uyuşmazlık ortaya çıkması kaçınılmazdır 103 . Örneğin; edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına katkıda bulunan eş, değer artış payını rejim sürerken talep etmesi durumunda, kendisine ödenen değer artış payının yasal mal rejiminin sona ermesiyle dikkate alınıp alınmayacağı, eğer dikkate alınacaksa katkının ödendiği miktar ile mi yoksa sürüm değeri ile mi yoksa tamamen farklı olarak hakkaniyet ölçüsünde belirlenecek bir değer ile mi tasfiyede dikkate alınacaktır? 104 Bu tarz uyuşmazlıkları önlemek için değer artış payının tasfiye anında ödenmesi isabetli olacaktır. TMK. m. 226/I hükmünün ilk kısmında, değer artış payının varlığı için gerekli şartlar sıralanmışken, ikinci kısmında değer artış payının nasıl hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.

 

Değer artış payının şartları;

  • Eşin diğer eşin malvarlığına rejim süresince bir katkıda bulunmuş olması; bu katkının malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunması için yapılmış olması gerekmektedir 106 . Aynı zamanda bu katkı bir karşılık alınmadan ve bağışlama kastı olmadan yapılmış olacaktır 107 . Katkının mutlaka malvarlığından gerçekleşmesine gerek yoktur. Eşlerden birinin iş gücü veya emek vb. tahsis ederek diğer eşin malvarlığı değeri edinmesini, iyileştirmesini veya korumasını sağlaması da katkı olarak ifade edilmektedir 108 . Değer artış payı alacağının doğması için eşin hangi mal grubundan katkıyı alarak, diğer eşin hangi mal grubuna özgülediğinin bir önemi bulunmamaktadır 109 . Çalışmayan eşin çocuklara bakması, yetiştirmesi, ev hizmetlerini görmesi gibi faaliyetlerinin karşılığı edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı olarak ödenmektedir. Eşin yaptığı katkının karşılıksız olması; edinilmiş mallara katılım süreci boyunca eş yapmış olduğu katkıdan dolayı ekonomik bir karşılık almamış olması gerekir 111 . Eğer karşılık almışsa, eşler arasındaki bu ilişkinin üçüncü kişilerle yapılan işlemlerden farkı kalmayacaktır 112 . İlgili madde hükmünde de “hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın” yapılan katkı diyerek bu durumdan bahsedilmiştir. Karşı edimi talep etmeyen eşin, bu alacaktan vazgeçtiğini söylemek mümkün değildir 113 . Yapılan katkı karşılığında bir edim alınmış, fakat madde hükmünde belirtilen uygun bir karşılık olarak değerlendirilemiyorsa, değer artış payı alacağı talep edilebilecektir. Karşılığın uygun olup olmadığı, her somut olayda, o olayın özelliklerine göre değerlendirilecek olup, aynı şekilde üçüncü kişi ile girişilen bir işlemdeki verilecek olası karşılık miktarı objektif olarak değerlendirilecektir.

 

  • Eşler değer artış payı talebinden vazgeçmemiş olmalıdır; Kanun koyucu TMK.227/3 hükmü ile; eşlerin aralarında yapacağı bir yazılı sözleşme ile tasfiye anında değer artış payından vazgeçme veya oransal bir değer belirleme imkânı tanımaktadır. Burada vazgeçme antlaşmasının yazılı olması kanun hükmüne göre geçerlilik şartıdır. Bu geçerlilik şartı ispata ilişkin karşılaşılabilecek pek çok sorunu bertaraf etmiştir. Yazılılık şartı için adi yazılı bir belgenin borç altına giren eş tarafından imzalanması yeterlidir. Şunu da belirtmekte fayda var ki, bu yazılılık şartı rejim süresince yapılan feragatlere ilişkindir. Tasfiye sonrasında eşin değer artış payından feragat etmesi herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır.

 

  • Katkıda bulunan eşin bağışlama kastının olmaması; bu husus TMK düzenlenmemekle birlikte yerleşik uygulamalar ve doktrinlerle hukukumuza girmiştir 116 . Bağışlama kastı olan eşin olağan hayat akışına uygun olarak değer artış payı talebinde bulunmaması uygun görülmüştür 117 . Hukuki nitelendirmesi bakımından katkı ve bağış kelimeleri birbirine çok yakın olmakla birlikte fark, edimleri oluşturan maddi saikte kendini göstermektedir 118 . Evlilik rejiminde eşler karşılıklı olarak bir kazandırma da bulunuyorsa bu ifaların bağışlama kastı ile olmadığı kabul edilmektedir 119 . Fakat alınan eşya sadece eşlerden birinin özel kullanımı için tahsis edilmiş veya diğer eş tarafından edinilmişse, bağışlama kastının olduğu aşikardır. Örneğin eşin, kocasına maddi değeri yüksek bir saat almasında bağışlama kastının varlığı kabul edilmelidir 120 . Yargıtay eskiden farklı görüşte olsa da yakın zamanda özellikle genel kurul tarafından verilen kararlara bakacak olursak; evlilik birliğinin devamı, eşler arasındaki huzur ve saygının sağlanması, eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülükleri, güvenin pekiştirilmesi çerçevesinde, bağışlama kastının olmadığı varsayılır

 

  • Edinilmiş mallara katılma rejiminin son bulmuş olması; değer artış payı talebi, rejim süresince diğer eşin malına katkıda bulunan eş tarafından tasfiye sırasında talep edilebilecek bir alacak hakkıdır. Mal rejimi devam ederken yani sona ermemişken değer artış payı talebi gündeme gelemez.

 

  • Konjonktürel Değer Artışı; değer artış payı talebi için mal rejimi süresince edinilen malın değeri ile tasfiye anındaki malın değeri arasında pozitif bir fark olmalıdır. Bu konjonktürel 123 değer TMK. m.227 hükmüne göre değer artış payına esas alınacak değerdir. Örneğin; eşlerden (A) ve (B) 20.03.2014 tarihinde 500.000 TL değerinde bir ev satın almış. Koca (A)’nın bu eve katkısı 300.000 TL iken, diğer eş (B)’nin eve katkısının 200.000 TL’dir. Eşler 30.04.2019 tarihinde boşanmış ve mal rejimi sona ermiştir. Bu tarihte (tasfiye anında) ev 800.000 TL’dir. (B)’nin değer artış payı oranı, 2/5 olacaktır. Evin edinildiği tarih ile satıldığı tarih arasındaki değer farkı, yani evin değer artışı konjonktürel artış olarak değerlendirilmektedir. Eşin değer artış payı talebi ise; 300.000 TL x 2/5 = 120.000 TL olacak, başlangıçtaki katkı ile birlikte toplam alacak (B) yönünden 320.000 TL olacaktır.
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x